BURSA YELKEN KULÜBÜ


Bahar Yat Rallisi

Ralli Liderinden

RALLİ LİDERİNDEN– Tayfun TİMOÇİN

MARMARA’NIN GÜZELLİKLERİ DE DOYUMSUZ

Denizin keyfini çıkartmak için ille de güneye inmeye gerek yok ki. Bizler madem Marmara Denizi’nde yaşıyoruz, o halde bölgemizin güzelliklerini de yaşamamız gerek. Bu amaçla başlattığımız Bursa Yelken Kulübü Bahar Rallisi’nin sekizincisini, bu yıl 15-18 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdik.

Sadece birkaç yıl zorunlu ara verdikten sonra kesintisiz olarak gerçekleştirdiğimiz BYK Bahar Rallisi’nin sekizincisini de selametle geride bıraktık. Bursa Yelken Kulübü Bahar Rallisi 2014’ün rotası, Tirilye-Marmara Adası(Saraylar Limanı)-Paşalimanı Adası-Tirilye idi.

15-18 Mayıs tarihleri arasında, gelenek olduğu üzere 3 günlük bir yat rallisi bizimkisi. En başından beri üç günle sınırlı tutuyoruz çünkü hemen hiçbirimizin daha fazla zaman ayırma şansı yok. Süre ne kadar uzuyorsa, katılım o kadar düşüyor. İçimizde çok fazla emekli de olmadığı için, profesyonel hayatlardan çalabildiğimiz süreyi en iyi şekilde değerlendirmeye gayret ediyoruz.

GECE SEYRİ HARİKA BİR ŞEY

Bu “en iyi şekilde değerlendirme” lafımı biraz açayım. Perşembe gece çıkıyoruz yola. Son üç rallidir böyle uyguluyoruz ve çok memnunuz. Çünkü gece seyri ile uzun yollara rahatlıkla gidiliyor ve hiçbir “gün” ziyan olmuyor. Örneğin bu son rallide Tirilye-Marmara arası yaklaşık 60 mildi. Rallide büyüklü küçüklü tekneler bir arada olduğu ve kimseyi arkamızda bırakmak istemediğimiz için, hız sınırlaması koyuyoruz. Beş mili kimse geçmeyecek diyoruz. Daha doğrusu bugüne kadar öyle diyorduk. Grup birbirine mümkün olduğunca yakın yol alsın, rallinin ruhu zedelenmesin diye. Çünkü geceleri çoğunlukla rüzgâr olmuyordu. Ama bu yıl ilk kez, bütün bir gece yelken yaptık ve inanın muhteşem oldu. Daha önce yelken seyri istemediğimizden değil, rüzgâr hiç olmadığından motorla yol alıyorduk ama bu yıl Poseidon halimize ve yanıp duran mazota acımış olacak ki, gönderdi 15-20 millik lodosunu, muazzam bir apaz seyirle yol boyunca destekledi bizi. Durum böyle olunca da, sabah saat 9 civarında girmeyi planladığımız Saraylar’a, sabahın 6’sında vardık.

Öte yandan gece seyrinin güzelliklerini yaşamak da bambaşka bir ayrıcalık. Hem deneyimi olmayan dostlar böylelikle tecrübe kazanmış oluyor, hem de başka hiçbir şekilde görülemeyen Samanyolu, gezegenler doyumsuz bir zevk veriyor. Yakamoz ise cabası. Bizim rallinin tarihi, yakamozların kendilerini göstermek için yarıştığı bir mevsime denk geliyor. Bu da gece seyrini ayrı bir rüya âlemine dönüştürüyor.

Ayrıca, güvenlik de bizim için çok önemli.(Kimin için değil ki zaten?) Radarlı bir tekne filonun en önünde, bir başka radarlı tekne de en arkada yol alıyor ve böylelikle çevremizde olup bitenden herkesi anında haberdar edebiliyoruz. Gerçi seyrettiğimiz böylede pek gemi trafiği yok ama yine de görmeliyiz. Ne sakıncası var önlem almanın?

SARAYLAR, İNSANI VE ŞARTLARI İLE ÇOK GÜZEL BİR LİMAN

Saraylar Limanı’nın içi derin, her boy salmalı tekneyi rahatlıkla alabilecek durumda. Fakat daha da önemlisi, Saraylar halkı, son derece yardımsever ve misafirperver. Mermer gemileri için çalışan bir römorkör, sırf biz daha rahat edelim diye beton rıhtımından ayrılıp demirde kaldı 24 saat boyunca, bu süre içinde de birkaç kez gemilere hizmet verip döndü ve yeniden demir attı.

Bizimkiler gibi küçük teknelerin bağlandığı liman içinde girerken sol tarafta bulunan beton rıhtım, rallimize katılan on bir tekneyi, üst üste 3’er tekne aborda ederek rahatlıkla aldı. Aborda olmak, hem ralli ruhu için, hem de güzel bir denizcilik deneyimi için çok hoş. Rıhtımda birkaç elektrik kaynağı var ama herkese yetmedi. İmdadımıza, akşam yemeğimizi yediğimiz Öz Karadeniz Restoran koştu. Uzatmalarla bazı teknelere elektrik verdiler. Bunun için bedel de talep etmediler. Bu arada Öz Karadeniz Restoran’a, tüm ekibimiz adına teşekkür etmeliyim. Hepimiz her yerde, her türlü yemeğin tadına bakabiliyoruz, önemli olan ne yediğimiz değil elbette. Fakat güler yüz ve misafirperverlik bambaşka bir mutluluk veriyor. Fiyatları son derece makul. Öyle yerler vardır bilirsiniz, gittiğinize gideceğinize pişman olursunuz. Fakat bu mekân, sırf o güler yüzlülük ve misafirperverlik nedeniyle defalarca gitmek isteyeceğim türden. “Beni kazıklamaya değil, memnun etmeye çalışıyorlar” diye düşünüyorsunuz. Lütfen kusurumu bağışlayınız, normal olarak hiç böyle şeyler yazmam. Reklam yapmanın gereği yoktur diye. Ama bu sefer başka çünkü memnuniyetim, “Nefis bir yemek yedik, gidin siz de deneyin” türünden değil, “insanca” karşılanıştan. Bu yüzden övgü, hak edene azdır bile. Vefa her ne kadar bir semt adı olsa da günümüzde, biz denizciler arasında varlığını korumalı bence.

İKMAL OLANAKLARI YERİNDE

16 Mayıs’ı Saraylar’da geçirdik. Bizi misafir eden lokantanın sahibi ailenin oğlu Murat, sağ olsun, işini gücünü bırakıp bizleri, Ada’nın “Mermer İşçiliği Müzesi”ne götürdü.Limandan yürüyerek on dakika mesafede. Dev bir arkeoloji müzesi değildi elbette ama Marmara Adası’nın, daha da doğrusu yelken yaptığımız Marmara Denizi’nin ve bölgemizin tarihine ışık tutan bir yapısı var. (Tabii kim bilir neler kaybolup gitti buralardan diye de düşünmeden edemiyor insan.)

Saraylar’da eczane, marketler, fırın var. Rıhtımda su da var. Hortumla depomuzu doldurduk. Liman başında, yürüyüş mesafesinde, mermer gemilerinin bağlandığı rıhtıma doğru iki de benzin istasyonu var. Yakıt temininde sorun yok yani. Bizler depomuzu doldurup yola çıktığımız ve gece boyunca yelken seyri yapıp neredeyse hiç mazot harcamadığımız için orada yakıt almadık. Ama ihtiyaç duyanın sorun yaşayacağını sanmıyorum.

Gece yemeğimizi yedik ve ertesi sabah saat 10.00’da Paşalimanı’na hareket etmek üzere teknelerimize çekildik. Erkenden yola çıkmaya gerek yoktu çünkü gideceğimiz mesafe 15 mildi. Hemen hepimiz Paşalimanı’nda yüzmeyi planlıyorduk ama ne yazık ki mevsimin henüz geçiş dönemi atlatılamamıştı ve su sıcaklığı 14,5 dereceyi pek geçemedi. Eh, yüzeceğiz diye de hipotermiye girmeye gerek olmadığından, mayolarımızı çantalarımızdan çıkartmadık bile.

DEMİRDE DE DENİZCİLİK YAPILIR

Marmara-Paşalimanı arasında deniz çarşaf gibiydi. Çok sayıda yunus sürüsü eşlik etti ekibe. Öğleden sonra hepimiz Paşalimanı Harmanlı Köyü’nün önüne demirlemiştik. (Demirleme esnasında, yeni arkadaşlarımızdan Barkın teknesi başta biraz demir tarayınca, MaviDeniz teknesinin sahibi Yavuz Bey, hemen botuna atlayıp yardıma koştu. Çok iyi bir denizcilik örneği oldu. Sonsuz teşekkürler.)  Bazı dostlar, yalnızca biri demir atmak üzere iki tekne aborda oldular. Hatta kimileri üç tekneye kadar çıktı. Muazzam bir günbatımı, hoş sohbet ve nefis bir gece… Paşalimanı, huzur arayanlar için Marmara’nın en güzel yerlerinden biri.
Gece bir ara sertçe bir rüzgâr ve yağmur geçti üzerimizden ama teknede yağmur sesi, ayrı bir keyif. Bir Chopin bestesi gibi. Doğal bir “nocturne”. Bir ara güverteye çıktım, demir tarayıp taramadığımızı, zincire tuttuğum bosayı kontrol etmek istedim. Hiç sorun yoktu.

Ertesi sabah (18 Mayıs), saat 8’de Tirilye’ye dönmek için vira demir ettik ve 17.00 civarında da limanımıza bağlanmıştık. Bu yıl Tirilye’de ralli kapanış partisi yapmadık. Ne de olsa Soma’nın acısı henüz çok tazeydi. Bağlandık ve sessizce vedalaşıp evlerimize gittik.

Böylelikle, içinde bir gece seyri, bir limanda aborda olma pratiği, bir demirde yatma pratiği bulunan ve toplamda yaklaşık 150 mili dümensuyumuzda bırakan Bursa Yelken Kulübü 8.Bahar Rallisi’ni geride bıraktık. Ralli’ye katılan EfeDeniz, Endless, Teodora, Mermaid, Solana, MaviDeniz, Gusto, Can, Barkın, Diva, Sun Rise teknelerinin ekiplerine, katılımları, disiplinleri, bilgi paylaşımları ve dostlukları için çok teşekkür ederim.